Hangi Davranışlar Eziyet Suçunu Oluşturur Ve Cezası Ne Kadardır?
Buradasınız: Anasayfa / Blog
Hangi Davranışlar Eziyet Suçunu Oluşturur ve Cezası Ne Kadardır?
Hangi davranışlar eziyet suçu kapsamına girer? TCK 96 çerçevesinde suçun unsurları, nitelikli halleri, cezası ve kasten yaralamadan farkı Yargıtay uygulamasıyla açıklanmıştır.
Hangi Davranışlar Eziyet Suçunu Oluşturur ve Cezası Ne Kadardır?

Bir kişiye yönelik fiziksel veya psikolojik baskının hangi noktadan itibaren eziyet suçu kapsamına girdiği, ceza hukukunun en çok merak edilen konularından biridir. Türk Ceza Kanunu'nun 96. maddesi eziyet suçunu düzenlemekle birlikte, hangi davranışların eziyet sayılacağını tek tek saymamıştır.

Bu belirsizlik, hem mağdurlar hem de şüpheliler açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Kartal ve çevre ilçelerde eziyet suçuyla ilgili hukuki destek arayan kişilerin avukat desteği almadan süreci yürütmesi, hak kaybına yol açabilecek riskler barındırır.

Bu yazıda eziyet suçunu oluşturan davranışları, suçun unsurlarını, nitelikli hallerini, ceza miktarlarını ve kasten yaralamadan farkını Yargıtay uygulaması ışığında ele alacağız.

 

Eziyet Suçu Nedir

Eziyet suçu, TCK m. 96'da düzenlenmiş olup bir kimsenin insan onuruyla bağdaşmayan davranışlara maruz bırakılarak bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açan eylemlerin sistematik biçimde gerçekleştirilmesiyle oluşur. Kanun metninde "bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi" ifadesi kullanılmış, ancak bu davranışların neler olduğu somut olarak sayılmamıştır.

Madde gerekçesine bakıldığında eziyet; kasten yaralama, hakaret, tehdit veya cinsel taciz niteliği taşıyabilen fiillerin ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmesi olarak tanımlanmıştır. Burada belirleyici olan, tek seferlik bir eylem değil, mağdura yönelik davranışların düzenli, planlı ve sürekli bir bütünlük arz etmesidir.

Eziyet suçuyla korunan hukuki yarar, bireyin maddi ve manevi vücut bütünlüğü ile insan onurudur. TCK'da kişilere karşı suçlar arasında, işkence suçunun hemen ardından düzenlenmiş olması da bu suçun ağırlığını göstermektedir.

Eziyet Suçunu Oluşturan Davranışlar

TCK m. 96'da eziyet kabul edilen davranışlar tek tek belirtilmemiş olsa da Yargıtay kararları ve doktrindeki değerlendirmeler ışığında eziyet suçunu oluşturan davranış biçimleri şu şekilde sınıflandırılabilir:

Fiziksel eziyet: Mağdurun vücuduna yönelik darp, tekme, yumruk, cisimle vurma, sigara söndürme, soğuk suyla duş aldırma gibi fiziksel şiddet eylemlerinin belirli bir süreç içinde tekrarlanması bu kapsamdadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, eşinin vücudunun çeşitli bölgelerinde sigara söndüren ve sürekli şiddet uygulayan sanık hakkında eziyet suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Psikolojik eziyet: Mağdurun ruh sağlığını bozan, onu sürekli aşağılayan, küçük düşüren, tehdit eden davranışların sistemli biçimde uygulanmasıdır. Sürekli hakaret, aşağılama, kontrol altına alma, yalnızlaştırma gibi eylemler bu türe girer. Tek bir hakaret eylemi eziyet suçunu oluşturmazken, belli bir süreç içinde tekrarlanan sistematik hakaret ve aşağılama eziyet suçu kapsamında değerlendirilir.

Ekonomik eziyet: Mağdurun maddi kaynaklara erişiminin engellenmesi, gelirinin elinden alınması, temel ihtiyaçlarının karşılanmaması biçiminde ortaya çıkar.

Sosyal eziyet: Mağdurun toplumdan, ailesinden veya sosyal çevresinden izole edilmesi, dış dünyayla iletişiminin kesilmesi bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Uygulamada bu davranış biçimleri çoğu zaman iç içe geçmiş halde karşımıza çıkar. Örneğin bir eş hem fiziksel şiddet uygulamakta hem sürekli hakaret etmekte hem de mağdurun ailesini görmesini engellemektedir. Yargıtay bu tür bütünleşik eylemleri bir arada değerlendirerek eziyet suçunun oluştuğuna hükmetmektedir.

Eziyet Suçunun Temel Unsurları

Eziyet suçunun oluşabilmesi için iki temel unsurun bir arada bulunması gerekir:

Sistematiklik: Mağdura yönelik davranışların rastgele veya tesadüfi değil, genel bir tutum çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerekir. Önceden kararlaştırılmış, organize ve düzenli bir seyir izleyen eylemler sistematik kabul edilir. Yargıtay'ın ifadesiyle sistematik olmak, mağdura karşı yapılan birden fazla saldırının bir bütünlük arz edecek biçimde gerçekleştirilmesidir.

Süreklilik: Eylemlerin belirli bir zaman dilimi içinde tekrarlanması, bir süreç içinde devam etmesi gerekir. Tek bir gün içinde yaşanan kısa süreli bir tartışma ve darp olayı eziyet suçu kapsamında değerlendirilemez. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, tek seferlik ve ertesi güne sarkmayan bir darp olayının eziyet değil kasten yaralama suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir.

Bu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi, eziyet suçunu kasten yaralama, hakaret ve tehdit gibi suçlardan ayıran temel kriterdir. Kartal hukuk bürosu olarak bu ayrımın doğru yapılmasının hem mağdur hem de sanık hakları açısından kritik önem taşıdığını vurgulamamız gerekir.

Eziyet Suçu ile Kasten Yaralama Arasındaki Fark

Eziyet suçuyla kasten yaralama suçu uygulamada sıklıkla karıştırılmaktadır. Yargıtay kararlarında bu iki suç tipi arasındaki sınır net biçimde çizilmiştir:

Kasten yaralama suçu, ani ve tek seferlik bir eylemle bir kişinin vücut bütünlüğüne zarar verilmesidir. Eziyet suçu ise birden fazla eylemin sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde işlenmesiyle oluşur. Eziyet suçunu meydana getiren her bir eylem ayrı ayrı değerlendirildiğinde kasten yaralama, hakaret veya tehdit niteliği taşıyabilir; ancak bu eylemlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde eziyet suçu gündeme gelir.

Önemli bir diğer fark da zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağıdır. Kasten yaralama suçunda farklı zamanlarda aynı kişiye karşı işlenen eylemler zincirleme suç kapsamında değerlendirilebilirken, eziyet suçunda sistematiklik ve süreklilik unsurları nedeniyle suçun tekliği söz konusudur. Bu nedenle eziyet suçunda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; tek bir cezaya hükmedilir.

Eziyet Suçunun Cezası

TCK m. 96/1 uyarınca eziyet suçunun temel halinin cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. 2022 yılında 7406 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırının iki yıl altı aydan az olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Suçun nitelikli halleri TCK m. 96/2'de düzenlenmiş olup bu hallerde ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapis olarak öngörülmüştür. Nitelikli haller şunlardır:

  • Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı işlenmesi
  • Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı işlenmesi

Özellikle aile içinde eşe veya çocuğa yönelik sistematik şiddet vakalarında nitelikli hal uygulanmakta ve ceza miktarı önemli ölçüde artmaktadır. Yargıtay, ebeveynin disiplin hakkının çocuğa eziyet etme hakkı vermediğini, pedagojik sınırların aşıldığı sürekli ve sistematik şiddet durumlarında eziyet suçunun oluşacağını açıkça belirtmiştir.

Eziyet Suçu ile İşkence Suçu Arasındaki Fark

Eziyet suçu ile işkence suçu halk arasında sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da hukuken iki farklı suç tipidir. Aradaki temel fark failin sıfatından kaynaklanır. İşkence suçunun faili yalnızca kamu görevlisi olabilirken, eziyet suçu herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur. Yani aynı nitelikteki davranışları bir kamu görevlisi gerçekleştirdiğinde TCK m. 94 kapsamında işkence suçu, sivil bir kişi gerçekleştirdiğinde TCK m. 96 kapsamında eziyet suçu oluşur.

Bir diğer önemli fark da işkence suçunda zamanaşımının işlememesi ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerin düzenlenmiş olmasıdır. Eziyet suçunda ise bu tür özel düzenlemeler bulunmamaktadır.

Eziyet Suçunda Şikâyet, Zamanaşımı ve Yargılama

Eziyet suçu şikâyete tabi bir suç değildir; savcılık tarafından resen soruşturulur. Mağdurun şikâyetini geri çekmesi davanın düşmesine yol açmaz. Aynı şekilde eziyet suçu uzlaşma kapsamında da değildir; taraflar arasında uzlaşma sağlanması ceza davasını etkilemez.

Eziyet suçunda dava zamanaşımı süresi, TCK m. 66 uyarınca suçun temel hali için sekiz yıl, nitelikli halleri için on beş yıldır.

Eziyet suçu nedeniyle yargılama ağır ceza mahkemesinde yapılır. Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Ancak temel halde cezanın iki yıl veya altında kalması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir; nitelikli hallerde ise ceza miktarı iki yılın üzerinde olduğundan HAGB uygulanamamaktadır.

 

Sonuç

Eziyet suçu, kasten yaralama, hakaret veya tehdit gibi eylemlerin tek seferlik olarak değil sistematik ve sürekli biçimde işlenmesiyle oluşan, bireyin insan onurunu ve vücut bütünlüğünü koruyan ağır bir suç tipidir.

TCK m. 96'da eziyet oluşturan davranışlar tek tek sayılmadığından, bir eylemin eziyet suçu kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği büyük ölçüde Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmektedir.

Süreklilik ve sistematiklik unsurlarının doğru tespit edilmesi, hem mağdurun haklarının korunması hem de sanığın adil yargılanma hakkı açısından büyük önem taşır.

Kartal ceza avukatı olarak eziyet suçuna ilişkin süreçlerde profesyonel hukuki desteğin vazgeçilmez olduğunu özellikle belirtmek isteriz.

 

Akdemir Hukuk Bürosu – Ceza Hukuku Danışmanlık (Kartal Hukuk Ofisi)

Akdemir Hukuk Bürosu, Av. Muhammet Akdemir yönetiminde Kartal'ın Soğanlık semtinde hizmet vermektedir.

Cevizli, Cumhuriyet, Çarşı, Çavuşoğlu, Esentepe, Ferhat Paşa, Gümüşpınar, Hürriyet, Karlıktepe, Kordonboyu, Orhantepe, Orta, Petroliş, Rahmanlar, Soğanlık, Yalı, Yeni, Uğur Mumcu, Yakacık ve Yeşilbağlar başta olmak üzere Kartal'ın tüm mahallelerinden müvekkillere ceza hukuku alanında avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.

Maltepe ve Pendik gibi komşu ilçelerden de rahatlıkla ulaşılabilen büromuz, Kartal Metro Durağı, Kartal Adliyesi ve E-5 Karayolu'na yakın konumuyla erişim kolaylığı sağlamaktadır.

Eziyet suçu ve diğer ceza hukuku konularında hukuki destek almak için İstanbul Kartal/Soğanlık'ta bulunan Akdemir Hukuk Bürosu'nu ziyaret edebilir veya 0 505 589 86 36 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz. Ceza Hukuku alanında uzman büromuz, sizlere hukuki destek sağlamaya hazırdır.

 

Avukat Muhammet Akdemir Kimdir?

  • Akdemir Hukuk Bürosu kurucumuz Muhammet Akdemir Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur.
  • 2011 yılında Patent Vekili Ruhsatnamesi almıştır.
  • 2013 yılında Avukatlık Ruhsatnamesini almıştır.
  • Aynı yıl Iğdır Ticaret İl Müdürlüğünde Tüketici hakem heyetinde raportör olarak göreve başlamıştır.
  • 2014 Yılında Ticaret Bakanlığı merkez kadrosunda Avukat olarak atanmıştır.
  • 2 yıllık Kurum Avukatlığı görevinden sonra 2016 yılında Hakim Stajyer olarak İstanbul Anadolu Adliyesinde görev yapmıştır.
  • 2017 yılından beri serbest Avukatlık yapmaktadır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır.

 

 

Detaylı Bilgi İçin Hemen Bizi Arayın

WhatsApp İletişim

0 505 589 86 36