Nişanlanmanın Hukuki Niteliği Ve Şartları | Kartal Avukat
Buradasınız: Anasayfa / Blog
Nişanlanmanın Hukuki Niteliği ve Şartları | Kartal Avukat
Nişanlanma nedir, hangi şartlarda geçerlidir? TMK 118-123 kapsamında nişanlanmanın kurucu unsurları ve geçerlilik koşulları.
Nişanlanmanın Hukuki Niteliği ve Şartları | Kartal Avukat

Nişanlanma, evliliğe giden yolda atılan ilk hukuki adımdır ve toplumda sıkça yaşanmasına rağmen hukuki boyutu çoğu zaman göz ardı edilir.

Nişanlanma yalnızca sosyal bir ritüel olmayıp Türk Medeni Kanunu'nun 118 ila 123. maddeleri arasında ayrıntılı şekilde düzenlenen, taraflara hak ve yükümlülükler doğuran bağımsız bir aile hukuku kurumudur.

Bu yazıda Kartal Aile Hukuku Avukatı olarak nişanlanmanın hukuki niteliğini, kurucu unsurlarını, geçerlilik şartlarını ve uygulamada karşılaşılan temel meseleleri ele alacağız.

 

Nişanlanma Kavramı ve Hukuki Tanımı

Türk Medeni Kanunu'nun 118. maddesinin birinci fıkrası nişanlanmayı açık ve kısa bir ifadeyle tanımlar: "Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur." Bu tanım, nişanlanmanın özünde bir evlenme vaadi olduğunu ortaya koyar. Taraflar birbirlerine ileride evleneceklerine dair söz vererek nişanlılık ilişkisini kurmuş olurlar.

Evlenme vaadinin yazılı veya sözlü olması arasında hukuki açıdan bir fark yoktur; kanun herhangi bir şekil şartı öngörmemiştir. Nişan yüzüğü takılması, söz kesme merasimi düzenlenmesi ya da ailelerin bir araya gelmesi gibi sosyal ritüeller, nişanlanmanın varlığını ispatta delil olarak kullanılabilecek olgulardır ancak nişanlanmanın kurulması için zorunlu değildir.

Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere nişanlanma, tanık beyanları, mesajlaşma kayıtları veya fotoğraflar aracılığıyla dahi ispatlanabilir. Önemli olan, her iki tarafın da evlenme iradesini ciddi ve karşılıklı olarak ortaya koymuş olmasıdır.

Nişanlanmanın Hukuki Niteliği: Doktrindeki Görüşler

Nişanlanmanın hukuki niteliği, Türk hukuk doktrininde uzun yıllardır tartışılan konulardan biridir. Bu tartışmada üç temel görüş öne çıkmaktadır.

Birinci görüşe göre nişanlanma, evlenme sözleşmesine hazırlık niteliğinde bir ön sözleşmedir. Bu yaklaşım, nişanlanmayı evlenmenin bir ön aşaması olarak değerlendirir. İkinci görüş ise nişanlanmanın şarta bağlı bir borçlar hukuku sözleşmesi olduğunu savunur. Ancak Türk hukukunda hâkim olan üçüncü görüş, nişanlanmanın sui generis yani kendine özgü bir aile hukuku sözleşmesi olduğu yönündedir.

Bu hâkim görüşün pratik sonuçları son derece önemlidir. Nişanlanma, borçlar hukuku alanında değil aile hukuku çerçevesinde değerlendirildiğinden, nişanlılıktan kaynaklanan tüm uyuşmazlıklar 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca aile mahkemelerinde görülür. Bu durum, görevli mahkemenin tespiti bakımından büyük önem taşır.

Nişanlanmanın Kurucu Unsurları

Nişanlanmanın hukuken var sayılabilmesi için iki temel kurucu unsurun bir arada bulunması gerekir. Bu unsurlardan birinin dahi eksik olması halinde nişanlanmadan söz edilemez ve ortada hukuken "yokluk" durumu meydana gelir.

Birinci kurucu unsur karşılıklı evlenme vaadidir. Nişanlanma, yalnızca tek tarafın evlenme arzusunu dile getirmesiyle kurulamaz; her iki tarafın da birbirine evlenme vaadinde bulunması şarttır. Bu vaadin açık sözlerle ifade edilmesi zorunlu olmayıp örtülü davranışlarla da ortaya konulabilir. Örneğin, birlikte düğün hazırlıkları yapmak, nişan yüzüğü takmak veya ailelere haber vermek gibi davranışlar, örtülü bir evlenme vaadinin göstergesi olarak kabul edilebilir.

İkinci kurucu unsur ise tarafların farklı cinsiyetten olmasıdır. Türk Medeni Kanunu'nun mevcut düzenlemesine göre nişanlanma, ancak bir erkek ile bir kadın arasında gerçekleşebilir. Bu unsurun bulunmaması halinde nişanlanma yok hükmündedir.

Nişanlanmanın Geçerlilik Şartları

Kurucu unsurlar tamamlanmış olsa bile nişanlanmanın geçerli sayılabilmesi için bazı ek koşulların da karşılanması gerekir. Bu koşullar kişiye bağlı ve muhtevaya bağlı olmak üzere iki grupta incelenebilir.

Kişiye bağlı geçerlilik şartlarının başında ayırt etme gücü gelir. Nişanlanma bir hukuki işlem niteliğinde olduğundan, tarafların ayırt etme gücüne sahip olması zorunludur. Ayırt etme gücünden yoksun kişilerin yaptığı nişanlanma geçersizdir. Kanunda nişanlanma için ayrı bir yaş sınırı öngörülmemiştir; ancak öğretide, nişanlanma akdinde makul hareket edebilme yaşı olarak cinsel olgunluğa erişme koşulunun aranması gerektiği kabul edilmektedir.

Bir diğer kişiye bağlı şart ise yasal temsilcinin rızasıdır. TMK m. 118/2 hükmü bu konuda açık bir düzenleme içerir: nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. On sekiz yaşını doldurmamış küçükler ile vesayet altındaki kısıtlılar, ancak yasal temsilcilerinin (anne-baba veya vasi) iznini alarak geçerli bir nişanlanma yapabilirler. Burada dikkat çekilmesi gereken nokta, yasal temsilcinin rızasının nişanlanmadan önce veya sonra verilmesinin mümkün olduğudur; yani hem izin hem icazet geçerlidir. Ancak rıza hiçbir şekilde verilmezse nişanlanma, küçük veya kısıtlı bakımından bağlayıcı olmaz.

Muhtevaya bağlı geçerlilik şartları ise kesin evlenme engellerinin bulunmamasıyla ilgilidir. Türk Medeni Kanunu'nda nişanlanma engelleri ayrıca düzenlenmemiş olup evlenme engellerine ilişkin hükümler kıyasen nişanlanmaya da uygulanmaktadır. Buna göre aralarında kesin evlenme engeli bulunan kişilerin nişanlanması geçersizdir. Kesin evlenme engelleri şunlardır:

  • Yakın kan hısımlığı (üstsoy-altsoy, kardeşler, amca-yeğen gibi ilişkiler)
  • Mevcut bir evliliğin bulunması
  • Sürekli bir ayırt etme gücü yoksunluğuna yol açan akıl hastalığı

Buna karşılık, kadının bekleme süresi (iddet müddeti) gibi geçici evlenme engelleri, nişanlanmanın geçerliliğini etkilemez. Yani iddet süresi dolmamış bir kadın geçerli şekilde nişanlanabilir; zira bu engel ileride evlenme aşamasında giderilebilecek niteliktedir.

Nişanlanmanın Evlenmeye Zorlama Sonucu Doğurmaması

Nişanlanmanın en temel özelliklerinden biri, tarafları evlenmeye zorlama sonucu doğurmamasıdır. TMK m. 119 hükmü bunu açıkça düzenler: nişanlılık, evlenmek için dava hakkı vermez. Evlenmeden kaçınma hâlinde öngörülen cezai şart da geçersizdir. Bu ilke, evlenme iradesinin her zaman özgürce kullanılması gereken kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olmasından kaynaklanır. Dolayısıyla nişanlılardan biri evlenmek istemediğinde karşı taraf onu evliliğe zorlayamaz; yalnızca kanunda öngörülen tazminat ve iade taleplerini ileri sürebilir.

Nişanlanmanın Sona Ermesi

Nişanlılık çeşitli şekillerde sona erebilir. En doğal sona erme biçimi, tarafların evlenmesidir. Bunun dışında nişanlılardan birinin ölümü, gaiplik kararı veya cinsiyet değişikliği gibi hâller de nişanlılığı kendiliğinden sona erdirir. Tarafların aralarında kesin bir evlenme engeli bulunduğunu öğrenmeleri halinde de nişanlılık ilişkisi kendiliğinden ortadan kalkar.

Nişanlılığın en sık karşılaşılan sona erme biçimi ise taraflardan birinin veya her ikisinin nişandan dönmesidir. Nişandan dönme, tek taraflı bir irade beyanıyla gerçekleşir ve karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Ancak nişandan dönen tarafın haklı bir sebebi yoksa karşı taraf lehine maddi ve manevi tazminat talep hakkı doğabilir. Ayrıca taraflar birbirlerine nişan sürecinde verdikleri hediyelerin iadesini TMK m. 122 kapsamında talep edebilirler.

Nişanlanmanın sona ermesinden doğan dava hakları bakımından kanun bir yıllık zamanaşımı süresi öngörmüştür. Bu süre, nişanın sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

 

Akdemir Hukuk Bürosu – Nişanlanma Uyuşmazlıklarında Hukuki Destek (Kartal Hukuk Ofisi)

Akdemir Hukuk Bürosu, Kartal'ın Soğanlık semtinde hizmet vermekte olup nişanlanma uyuşmazlıkları ve aile hukuku alanında müvekkillerine profesyonel destek sunmaktadır.

Av. Muhammet Akdemir, nişanın bozulmasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları, hediye iadesi talepleri ve nişanlılıkla ilgili diğer hukuki süreçlerde deneyimli bir şekilde danışmanlık sağlamaktadır.

Büromuz; Cevizli, Cumhuriyet, Çarşı, Çavuşoğlu, Esentepe, Ferhat Paşa, Gümüşpınar, Hürriyet, Karlıktepe, Kordonboyu, Orhantepe, Orta, Petroliş, Rahmanlar, Soğanlık, Yalı, Yeni, Uğur Mumcu, Yakacık ve Yeşilbağlar başta olmak üzere Kartal'ın tüm mahallelerinden müvekkillere hizmet vermektedir.

Ayrıca Maltepe ve Pendik gibi komşu ilçelerden de kolaylıkla ulaşılabilir konumdadır.

Ofisimiz Kartal Metro Durağı'na, Kartal Adliyesi'ne ve E-5 Karayolu'na yakın bir noktada yer almaktadır.

Daha detaylı bilgi almak ve hukuki danışmanlık için İstanbul Kartal/Soğanlık'ta bulunan Akdemir Hukuk Bürosu'nu ziyaret edebilir veya 0 505 589 86 36 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz. Nişanlanma ve Aile Hukuku alanında uzman büromuz, sizlere hukuki destek sağlamaya hazırdır.

 

Avukat Muhammet Akdemir Kimdir?

  • Akdemir Hukuk Bürosu kurucumuz Muhammet Akdemir Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur.
  • 2011 yılında Patent Vekili Ruhsatnamesi almıştır.
  • 2013 yılında Avukatlık Ruhsatnamesini almıştır.
  • Aynı yıl Iğdır Ticaret İl Müdürlüğünde Tüketici hakem heyetinde raportör olarak göreve başlamıştır.
  • 2014 Yılında Ticaret Bakanlığı merkez kadrosunda Avukat olarak atanmıştır.
  • 2 yıllık Kurum Avukatlığı görevinden sonra 2016 yılında Hakim Stajyer olarak İstanbul Anadolu Adliyesinde görev yapmıştır.
  • 2017 yılından beri serbest Avukatlık yapmaktadır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır.

 

 

Detaylı Bilgi İçin Hemen Bizi Arayın

WhatsApp İletişim

0 505 589 86 36