Ceza Davasında Karar Türleri (Beraat, Mahkumiyet, HAGB, Erteleme)
Ceza Davasında Karar Türleri (Beraat, Mahkumiyet, HAGB, Erteleme)
Ceza yargılaması, bir suç isnadının devlet otoritesi tarafından soruşturulup mahkeme önünde karara bağlandığı karmaşık bir hukuki süreçtir. Bu sürecin sonunda mahkeme, sanığın hukuki durumunu belirleyen çeşitli karar türlerinden birini tesis eder. Beraat, mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi, Türk ceza yargılamasında en sık karşılaşılan karar türleridir. Her biri farklı hukuki sonuçlar doğurduğundan, sanığın ve mağdurun bu kararları doğru anlaması büyük önem taşımaktadır.
Beraat Kararı
Beraat, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğinin ya da suçun hukuken oluşmadığının mahkemece tespiti sonucunda verilen kesin bir aklanma kararıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca beraat kararı birçok farklı gerekçeyle verilebilir.
Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, sanığın fiili işlemediğinin sabit olması, fiili işlediği sabit olmakla birlikte lehine olan şüphenin giderilememiş olması beraat kararının temel dayanaklarındandır. Bunlara ek olarak yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin bir kanıtın bulunmaması da beraat kararıyla sonuçlanır. Bu noktada şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesi devreye girer; mahkeme yeterli delile ulaşamadığı durumlarda sanığı mahkum edemez, beraat kararı vermek zorundadır.
Beraat kararının hukuki sonuçları son derece önemlidir. Beraat eden sanığın adli sicil kaydına herhangi bir işlem işlenmez. Tutukluluk veya adli kontrol altında geçirilen süreler için tazminat talep etme hakkı doğabilir. Ayrıca yargılama giderleri devlet üzerinde kalır; sanıktan bu giderler istenemez.
Beraat kararı temyiz yoluna taşınabilir. Savcılık, beraat kararına karşı üst mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. Bu nedenle beraat kararı kesinleşene kadar hukuki sürecin takip edilmesi gerekmektedir.
Mahkumiyet Kararı
Mahkumiyet kararı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin mahkemece şüpheye yer bırakmayacak biçimde sabit görülmesi halinde verilen karardır. CMK m. 223/5 uyarınca yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması durumunda mahkumiyet hükmü kurulur.
Mahkumiyet kararında hükmedilecek ceza türü ve miktarı, suçun niteliğine, ağırlaştırıcı ve hafifletici koşullara göre belirlenir. Hapis cezası, adli para cezası veya her ikisi birden mahkumiyet kararının içeriğini oluşturabilir. Belirli suçlarda hak yoksunlukları da hükme bağlanabilir.
Mahkumiyet kararının kesinleşmesi halinde hükümlünün adli sicil kaydına bu bilgi işlenir. Cezanın infazı, kararın kesinleşmesiyle başlar. Ancak mahkumiyet kararı her zaman doğrudan cezaevini zorunlu kılmaz; mahkeme koşulları değerlendirerek HAGB veya erteleme kararı da verebilir. Bu iki seçenek, mahkumiyet hükmünün kurulmasının ardından devreye giren ve doğrudan infazı engelleyen mekanizmalardır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
HAGB, mahkumiyet hükmünün kurulmasına karşın bu hükmün açıklanmaması ve sanığın denetim süresi boyunca belirli koşullara uyması halinde davanın düşürülmesi esasına dayanan bir kurumdur. CMK'nın 231. maddesinde düzenlenmiş olup uygulamada sıklıkla başvurulan bir karar türüdür.
HAGB kararının verilebilmesi için şu koşulların bir arada bulunması gerekir:
Öncelikle sanığa hükmedilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması gerekir. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması da aranır. Mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat getirmesi ve varsa zararın giderilmiş olması da HAGB için temel şartlardandır. Son olarak sanığın HAGB uygulanmasını açıkça kabul etmesi gerekmektedir; bu karar sanığa rağmen uygulanamaz.
HAGB kararının ardından sanık, beş yıllık denetim süresine tabi tutulur. Bu süre zarfında yeni bir kasıtlı suç işlenmemesi ve mahkemenin belirlediği yükümlülüklere uyulması halinde dava düşer, hüküm hiçbir sonuç doğurmamış sayılır. Buna karşılık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenirse, geri bırakılan hüküm açıklanır ve infaz edilir.
HAGB kararı adli sicile işlenmez; yalnızca HAGB siciline kaydedilir. Bu sicil, olağan adli sicil sorgusunda görünmez. Ancak soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde savcılık ve mahkemeler bu kayda ulaşabilir.
Önemli bir husus olarak belirtmek gerekir ki HAGB kararı, olağan kanun yollarıyla itiraz edilebilir bir karardır; ancak temyiz yolu kapalıdır. Yalnızca itiraz kanun yoluna başvurulabilir.
Cezanın Ertelenmesi
Cezanın ertelenmesi, mahkumiyet hükmünün kurulması ve cezanın belirlenmesinin ardından bu cezanın cezaevinde infaz edilmesinden vazgeçilerek sanığın denetimli bir serbestlik sürecine tabi tutulması anlamına gelir. TCK'nın 51. maddesinde düzenlenmiştir.
Erteleme kararı verilebilmesi için hükmedilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olması gerekir. Onsekiz yaşını doldurmamış kişiler ile altmışbeş yaşını doldurmuş kişiler bakımından bu süre üç yıl olarak uygulanır. Bunun yanı sıra sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına çarptırılmamış olması ve mahkemenin yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirmesi de gerekmektedir.
Erteleme kararı verildiğinde sanık, bir ila üç yıl arasında belirlenen denetim süresine tabi olur. Bu süre boyunca belirli yükümlülüklere uymak zorundadır. Denetim süresinin başarıyla tamamlanması halinde ceza infaz edilmiş sayılır. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenirse erteleme kararı kaldırılarak ceza cezaevinde infaz edilir.
HAGB ile erteleme arasındaki temel fark şudur: HAGB'de mahkumiyet hükmü hiç açıklanmaz ve koşulların sağlanması halinde dava düşer. Ertelemede ise mahkumiyet hükmü kurulur, ceza belirlenir; yalnızca cezaevindeki infazdan vazgeçilir. Bu nedenle erteleme kararı adli sicile işlenir; HAGB ise sicile yansımaz.
Diğer Karar Türleri
Yukarıda sayılan dört ana karar türünün yanı sıra ceza yargılamasında karşılaşılan diğer karar türleri de bulunmaktadır.
Düşme kararı, zamanaşımının dolması, şikayetten vazgeçme, sanığın ölümü veya genel af gibi hallerde verilir. Suçun ortadan kalktığının tespiti niteliğindedir.
Davanın reddi, dava şartlarının gerçekleşmemesi veya muhakeme engelinin varlığı halinde söz konusu olur.
Durma kararı ise yargılamayı geçici olarak askıya alan karardır; sanığın akıl hastalığına yakalanması gibi durumlarda uygulanır.
Akdemir Hukuk Bürosu — Kartal Ceza Avukatlığı Hizmeti
Ceza yargılaması, karar türlerinin doğru anlaşılması ve sürecin en başından itibaren etkin biçimde yönetilmesini gerektiren hassas bir hukuk alanıdır. Beraat kararı için güçlü bir savunma stratejisi, HAGB veya erteleme için ise koşulların titizlikle değerlendirilmesi büyük fark yaratmaktadır.
Kartal'da faaliyet gösteren Akdemir Hukuk Bürosu, ceza hukuku alanında sanık savunmasından mağdur vekilliğine kadar geniş bir yelpazede hizmet vermektedir.
Soğanlık, Karlıktepe, Yakacık, Cevizli ve çevre mahallelerde ikamet eden müvekkillerimizin yanı sıra Maltepe ve Pendik'ten de pek çok müvekkile ceza davalarında hukuki destek sağlamaktayız.
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki danışmanlık için Kartal Metro İstasyonu'na ve E-5 Karayolu'na yakın İstanbul Kartal/Soğanlık'ta bulunan Akdemir Hukuk Bürosu'nu ziyaret edebilir veya Avukat Muhammet Akdemir ile 0 505 589 86 36 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz. Ceza Hukuku alanında uzman büromuz, sizlere hukuki destek sağlamaya hazırdır.
Avukat Muhammet Akdemir Kimdir?
- Akdemir Hukuk Bürosu kurucumuz Muhammet Akdemir Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur.
- 2011 yılında Patent Vekili Ruhsatnamesi almıştır.
- 2013 yılında Avukatlık Ruhsatnamesini almıştır.
- Aynı yıl Iğdır Ticaret İl Müdürlüğünde Tüketici hakem heyetinde raportör olarak göreve başlamıştır.
- 2014 Yılında Ticaret Bakanlığı merkez kadrosunda Avukat olarak atanmıştır.
- 2 yıllık Kurum Avukatlığı görevinden sonra 2016 yılında Hakim Stajyer olarak İstanbul Anadolu Adliyesinde görev yapmıştır.
- 2017 yılından beri serbest Avukatlık yapmaktadır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır.
